Pazartesi, Kasım 07, 2011

SAYDAM SABAH



Saydam bir sabaha uyandım bugün. Simsiyah gecenin ardından gelen saydam bir sabah. Bulutların arkasından güneşi gördüm geceliğiyle. Geceliğini çıkarıp bir buluta asışını seyrettim… Saçlarını tararken gördüm güneşi bu sabah...

Pazar, Aralık 05, 2010

Azad Ettim Azabını Kalbimin



Öylece bakakaldım gidişine…

Dişlerimi sıktım, yumruğumu sonra…

Gözlerimi kapattım ve gidişini seyrettim içimden…

Gördüğüne inanırya insan, gidişine inanmak istemedim.

Ve gittin…

Kendime baktım uzun uzun aynada.

Bende ki sana baktım.

Her zerremde izlerine rastladım. Saçımda tenimde dudaklarımda…

Ağlamayın dedim gözlerime, dinletemedim.

Ateş gibi kor gibi bir damla düştü tenime; bir daha, bir daha ve defalarca...

Durduramadım gözyaşlarımı,

içimdeki seni akıtırcasına, Bende ki seni boşaltırcasına ağladım.

Bu sana son ağlayaşım sevgili…

Neden ağladığımı bilmiyorum artık çünkü…

Gidişine mi? dönmeyişine mi ? hasretine mi? Özlemime mi? Hatırlayamadığıma mı yoksa izlerini?

Belli belirsiz bir gölge gibi izlemeye doyamadığım yüzün…

İzlediğim bir film karesi gibi; e
linde bavulunla arkanı dönüp gidişin

Adını söylemeyi unuttu dilim,

Kokunu unuttum mesela, gözlerini, bakışını, gülüşünü, öpüşünü unuttum…

En sevdiğin müziği, yemeği, tuttuğun takımın renklerini unuttum.

Azad ettim seni yüreğimden sevgili…

Senin gidişin gerçek değildi, görmedim ben gittiğini.

Şimdi gerçekten gittin…

Yumruğumla tırnaklarımın nasıl tenime girdiğini gördüm,

Kalbimin göğsümden nasıl çıkacakçasına attığını gördüm,

Gözyaşlarımın tenimi erittiğini gördüm,

İçimdeki boşluğu gördüm sevgili,

Ve seni azad ettim…

Aynadaki bende senden eser yok.

İşte sen BENDEN şimdi gittin.




Cumartesi, Kasım 27, 2010

Zamansız Oldu Biraz



Sözüm ki tek sana geçmez, celladımsın ey zaman...

Böyle buyurmuş bilir kişi. Ne güzelde buyurmuş, ne hoş, ne ala ne rana buyurmuş. Rana diye bi ilkokul arkadaşım vardı. Aklıma geldi birden... Ders çalışırdık biz onunla. Patatesli yumurtayı ilk onunla yapmıştım. Peyniri ketçapla yemek hobilerimiz arasındaydı. Nerde kimbilir şimdi? Neyse konumuz bu değil. Olsun onuda anmış bulundum bu arada. Rana...

Zaman diyordum evet. Hiç geçmezmiş gibi görünürken arkamızı dönüp baktığımızda bir nefes alıp vermek kadar hızla geçtiğini farkettiğimiz zaman... Şarkılara, şiirlere, masallara, hikayelere ve daha nicelerine konu olan zaman. Ne kadar soyut, ne kadar ürkütücü ve ne kadar gerçek!

Geçen yıldan bahsetmek, 2 yıl öncesinden yada 7 yıl öncesinden bahsetmek ne kadar garip hele de; 1 yıl sonrası bu kadar uzak geliyorken bana... Ama geçmiş işte geçmiş bitmiş arkadaşım tamı tamına 24 sene. Önceden büyüdüğümü söylemek mutlu ederdi beni. 5 yaşında ben tam 7 yaşındayım demek çok heyecan vericiydi mesela. Tıpkı 17 yaşında 18'ime girmek için gün saydığım gibi... Şimdi 24'üm arkadaşım bi 10 yıl felanda bu yaşta kalmak istiyorum. 25'den sonrasını söylemek zor geliyor bana. 26 yaşındayım dediğimde cümlenin bile ağzıma ne kadar büyük geldiğini anlatamam. Kaldı ki bunu kabul etmek :)) Varsa başka bi yolu bu yaşta kalmanın söyleyin bana. Herşeyi göze alabilirim. Mumyalat kendini dedi bi arkadaş ama o pek uymadı fıtratıma. Mumyalatırsam 24'ümü dolu dolu yaşayamam ki ! 23,22,21... yaşlarımda olduğu gibi. Ve tabiki daha öncesi. Her yaşın ayrı güzelliği varya hani hepsi birbirinden güzel olan yaşlarım sizi özledim... Ha bi de Rana'yı:))

Geçen yıldan bu yana hayatımda pek çok şey değişti. Yaşadığım şehirden tutun da arkadaş ortamıma kafa yapıma kadar herbişeyim depdeğişik farsfarklı oldu. ( Bu iki kelime yazıldığı gibi okunanlardan.) Çok değil 1 senede oldu ne olduysa. Nasıl çok değil yaaa... Çok işte. Ne yaşadığımı ben bilirim. Ama rüya gibi şimdi. Bir varmış bir yokmuş diye başlayan masallardan farksız. Ama benim masalımda yokmuş kısmı yok. Hep varmış, varmış, varmış... Benim masalımdaki ''esas kız'' ben olduğumdan mütevellit hep varmış. Yok olsaymış zaten masal olmazmış.

Önceki yazılarımdan yazı değilde aslında bloglarımdan birinde her tercih bir vazgeçiştir demiştimya... Vazgeçtiklerim affedin beni. Tercihlerimden pişman olmamam için affedin beni. Pişmanlık zamanı geri almak için yetmiyor. Hiç bişeyin gücü yetmiyor aslında buna. O yüzden affedin! Pişman mıyım peki? Bilmiyorum. Şimdilik!

Bekleyenler için çok yavaş, korkanlar için çok hızlı, yas tutanlar için çok uzun, sevinenler için çok kısa, ama sevenler için sonsuzluk olan zaman! Benim için dur ne olursun...





Pazartesi, Ağustos 23, 2010

Tadilat Dolayısı İle Açığım:)

Efendim tadilata ihtiyacı vardı uzun zamandır blöqcaqızımın. Madem çok güzel hazır şablonlarda gelmiş ohh mis şablon arama derdimde kalmadı. Ve fakat fikirlerinize açığım. ''Şu da şöyle olsa idi daha mı güzel olurdu ne'' gibi fikirlerinizi lütfen benden saklamayın. Paylaşın paylaşımcı olun. Blogda sizinde tuzunuz olsun. Ne güzel olsun...

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin