Cumartesi, Ağustos 22, 2009

Keşke diye başlıyor cümleler şimdi





Çok zor işmiş bu büyümek dedikleri. Geçmişe baktığımda neleri geride bırakmışım meğer. Ne mutluluklarım ne sevinçlerim varmış. Ne komikmiş üzüntülerim. Üzüldüklerim. Öğretmenimden duyduğum bir aferin beni mutlu etmeye yetmiş. Babamın iş dönüşü aldığı çikolatalar benim için çok değerliymiş. Bayramda aldığımız yeni giysilerin heyecanı tarifsizmiş. Doğum günlerim çok kalabalıkmış ve kutlama yapılırmış. Ne çok sevenim varmış! Fotoğraflardaki gülen simalar bambaşka yerlere dağılmış. Şimdi Kimbilir nerelerde kimlerle neler yapıyorlardır. Ama o gün hep berabermişiz.


Bir yaş daha büyüdüm diye hep beraber sevinmişiz. Sonra benim yine çok doğum günüm oldu. Yalnızdım ama… ben bile unuttum çoğu zaman o günün anlamını. Saymadım kaçıncı yaşıma girdiğimi. Saymak istemedim belki. Önceden mutlu ederdi beni büyümek. Şimdi büyüdükçe üzülüyorum. Hep geçmişe bir özlem bir hasret içinde buluyorum kendimi. Okuduğum kitaplarda iyi değerlendiremezsen zamanı geçmişi hep geçmişe bakıp keşkeli cümleler kurarsın yazıyordu. Ama öyle değil bendeki. Dolu dolu geçirdim geçmişi. Her yaşımın hakkını verdim. Her an’ımın! Evet keşkeli cümlelerim var. Ama keşke şunuda yapsaydım yada keşke şunu yapmasaydım değil. Keşke hep o zamanda kalsaydım diyorum. Gökyüzüne baktığımda bulutların şekilden şekle girdini görebilseydim yine. Gökkuşağının altından geçmek için mahalledeki çocuklarla yarışabilseydik. vişne ağaçlarının tepesinden inmeseydik. Her yanımız vişne lekesi olsaydı. varsın çıkmasındı o leke! Büyüyünce polis olacam hayalleri kursaydık. Doktor olmak avukat olmak isteseydik yine. Tek sorumluluğumuz okula gidip gelmek ödevleri yapmak sınavlara çalışmak sınıfı geçmek olsaydı. Doktor olmak öğretmen olmak hayallerimiz hep ceplerimizde dursaydı…


Şimdi ceplerimiz boşaldı. Hayallerimizi koyduk masaya. Çikolatalarımız şekerlerimiz de çıktı ceplerimizden. Bozuk paralarımız taso bilye koleksiyonlarımızı çıkardık. Neşelerimizi sevinçlerimizi kahkahalarımızı da çıkardık onlarla birlikte. Çok istediğimiz hayallerimizin gerçekleşmesi için onlardan vazgeçtik. Başladık bir hayalin peşinde koşmaya…


Çok sevdiğimiz annemizden babamızdan kardeşlerimizden ayırdı önce bizi bu hayaller. Memleketin farklı köşelerine dağıldık. Öğretmen olmak istedik çünkü doktor olmak avukat olmak istedik. Yetmedi vişnelerin ağzımızda bıraktığı tat. Saklambaç oynarken sobelenmemenin verdiği haz yetmedi. Sek sek oynarken kazanmalarımız bizi mutlu etmedi bir süre sonra. Hayallerimizde aradık gerçek mutluluğu. Onları elde ettiğimizde buluruz sandık. Yanıldık!


Senelerce okuduk. Senelerce hasret kaldık evimize. Nihayetinde çok arzuladığımız hayalimizi gerçekleştirdik. Bir baltaya sap olduk. Sabah erken kalkıp işe gittik. Yorgun argın eve geldik. Çok sevdiğimiz çikolatayı yemeye bile zaman bulamadık. Gülmeleri unuttuk hayat telaşından. Para kazanmak ev geçindirmek derdine düştük. Senelerce gökkuşağını göremedik. Çıkmadı mı sanıyorsunuz. O her zaman var oldu bir grup coşkulu mutlu çocuk yine ona doğru koştu. Ama bizim haberimiz olmadı hayallerimiz için çırpınmaktan. Dönüp bakamadık başka bir yöne.


Evet şimdi polisiz öğretmeniz doktoruz belki. Ama mutlu muyuz?


Çok sevdiğim bir söz var yine keşkeli başlıyor ama pişmanlık keşkesi değil . bu başka türlü. Özlem var hasret var bu keşkede! Değişen bir hayal var. Büyük insanın hayali bu da. Büyümekten korkan insanın hayali belki.


‘’keşke hep çocuk kalsaydım da; dizimdeki yarayı dünyanın en büyük acısı sansaydım!’’

4 yorum:

morkedi dedi ki...

çok güüzel yazmışsın aynen dediğin gibi onca hasretlik uğraşın didinişin ne için...
ne kadar zor geçmişti öğrencilik... şimdi geriye baktığımda beni ben yapan ailemden çok o günleri özlüyorum hatta daha da gerisiniii sabahtan akşama kadar arşınladığım sokakları... oyun arkdaşlarımı...
hep kanardı dizleriim ve hiç ağlamazdım ben annemim "çocuklar düşe düşe büyür kızım" demesine hemen tav olurdum...
evet düşe düşe büyüüdük belki hala devam ediyoruz...yaşlanmaya olsa da..
düşe düşe büyüdük te ben o kanayan, kabuk bağlayan, mendil bağladığım dizlerimi çok özlüyorum..
ellerine sağlık hayalperest'in yelkenlisi.. tam da bunları düşündüğüm dönemde geldi...

HaYaLci dedi ki...

belki bundan bi on yıl sonra bu günlerimizide anıp özleyeceğiz be morkedi. yaş ilerledikçe daha büyük sorumlulukların altına gireceğiz. belki o zaman sevdiklerimizde ol(a)mayacak yanımızda. keşke durdurmak mümkün olsa zamanı. ama olmaz biliyorum. bu da hayallerim arasında ön saflarda alıyor yerini:)

''...büyümek istemiyorum annem babam yaşlanır! '' S.KAJMER

MOMOL dedi ki...

ne kadar güzel yazmışsın hayalci, duygulandırdın beni...yüreğine kalemine sağlık...

HaYaLci dedi ki...

okuyan gözlerine sağlık :)
teşekkürler momol.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin