Pazartesi, Ağustos 31, 2009

KaRa MizaH (KPSS)


Blogları şöyle bir gözden geçirirken nerde neler oluyor kimler neler yapıyor merakı ile gözüm bir başlığa takıldı. algıda seçicilik efenim. Malın Gözü bloğunda memurlar.net konulu bir başlık açmış tabi memur bünyesi bu refleksif bir hareketle okumaya koyuldum. birden eski anılarım memurlar netle geçen bir senem (iki yıl önce) film şeridi gibi geçti gözümün önünden. ahh ahh dedim. atandım ben kefeni yırttımya dahada uğramaz olmuştum memurlara. postu okuyunca birden nostalji yapayım bi gidip eski arkadaşlara felan bakayım dedim. 45596 senedir atanamayanlar var hala ordamılar acebaa dedim:) gittim. öyle bir dalmışım ki 3 saatir çıkamıyorum. zira çıkıp bu postu girmek içinde sabırsızlanıyordum.

öyle başlıklar var ki yine yeni yeniden -eskisi gibi- tıklamadan edemedim. tıklayıp entryleri okuyuncada gülmekten kırıldım. karnıma ağrılar girdi hatta. tam bir kara mizah lan! insanlar acı çekiyor, atanamıyor, isyan ediyor, atananlar akıl felan veriyor arada birisi saç dökülmesinden şikayet ediyor(?) şimdi diyeceksin ki neresi komik? bu nimet hanımcım 8ooo okul önceci alacakya (5000'e düştüğü rivayet ediliyor) diğer branşlar isyanlarda! buna ithafen başlıklar açılmış. ''ana okulu öğretmeni ile evlenmek istiyorum, okul öncecilerle itinayla evlenilir, ev alma okul önceci al'' v.s. v.s. inceden inceden laf giydiyorlar meslektaşlarıma. bütün branşlar toplanmış vurun okul öncecilere yapıyorlar lan:):) işte komiklik burdan başlıyor. yazık benim arkadaşlar var onlarda tercihlerin açıklanmasını bekliyorlar (evet okul önceciler). foruma başlık açamıyorlar. o kadar kinlenmişki millet bunlara, siliniyor başlıkları. ağızlarını açsalar herkes bi taraftan laf sokuyor( 54 e düşmüş taban puanı da vayy anasını) (sende küfretme onlara hemen! nimet çok mu masum? onun haltı bu. tamam sende sinirlendin farkındayım ama beni tenzih et baryy:)) neyse efendim hal böyle iken msndende de bu konuların geyiği dönüyor.
-aynen aktarıyorum. isim ifşa etmeden-


astala:

annenlere selam söyle

astala:

grşrz by

vista:

sende selam söle bekar güzel okul önceci atanmayı garantilemiş arkadaşlarına.
vista:
sayı 5000 olunca insan seçici davranıyor:) kesin güzel olsun!


astala: atanmış bir okul önceci

vista: 80 puanla atanamayan sınıf öğretmeni.


büyük puntolarla uyarılar felan verilmiş okul öncecilerin sevgililierine /adaylarına v.s.



----atanacak olan okul öncecilerin sevgililerinin vay haline hepsi atanamayan sevgililerini bırakacak! yada işi olmayan sevgililerine burdan sesleniyorum okul öncesi öğretmeni sevgilisi olanlar ; onlar size tekmeyi basmadan siz onlara basın en azından gururunuz sizde kalmış olur..!---- (Bkz: memurlar.net)


evet okudum ve güldüm. sinirimden güldüm. elimden bişey gelmez ki. (en fazla mitingler felan yapılabilir, şikayet mektupları v.s. ama tınlayan kim?) inanın kahroluyorum bunları okuduğumda. trajikomik olaylar silsilesi!
Diğer taraftan kpss birincisi olan bir fizikçi atanamadı! evet atanamadı. kendisi Eskişehirdedir. henüz feryadını dile getirmemiştir lakin kamuoyu onun izini sürmektedir. adamın netleri GY: 58/2, G.K: 52/8, eğitim bilimleri: 111/9 ve bu netlerle 99,600 puan almış arkadaş. ohaa lan! canavar gibi puan almış.
Vee... atanamadı! çünkü nimetciğimiz fizik öğretmenliğine kadro açmamış! evlat acısı gibi koyar mı insana? koyar! intihar sebebidir lan!


---Fizik, 9450 aday için "0" kadro. alım oranı %0 yani mezun olanların hepsi işsiz kalacak. ---
Adalet mi şimdi bu sayın RTE! şeriatte var mı bunun bir adı? hükmü, cezası...
öğretmen atamaları açılımı yap sen kıl tüğ açılımı yapacağına! hey Allahımm yhaa. çemkirtmeyin lan beni!


bu ne olm? şaka mı yapıyorsunuz siz. yazık değil mi onca emeğe? yatacak yeriniz yok lan sizin. yerinde olmak istemezdim bu arkadaşın. Allah sabır versin...

Görüş ve yorumlarınıza sunarım...


not: bu haberi okuyunca çok sövdüm... ramazan felanda demedim hemde! bu dakkada mübahtır! nasıl bir ülkede yaşıyoruz? o kadar emeğin hesabını kim verecek!


2. not: bak hala sinirliyim çok edit ederim daha ben bu yazıyı. sahur yapmam lazım ama şimdi.

Pazar, Ağustos 30, 2009

MiNik SinekÇik




Allahım yaa deli olmamak içten değil. iki şuursuz kafadar bir olmuş gözüme gözüme
-abartmıyorum gözüme- kamikaze uçuşu yapıyorlar! gecenin bu vakti tek başıma doğu illerinde Allahtan reva mı lan bu bana! yakalayamıyorumda hayvanları yaa! şu postu yazana kadar elli kez -bu sefer abartıyorum saymadım- gözüme girmeye çalıştılar!

kulağımın dibinde vızzz vızzz vızzz utanmasa kulağımdan girip kafamın içine yerleşecek. orda kira vermeden yaşayıp gidecek. aile felan kuracak üreyecek... yeakk yhaaa!
insan nasıl katil olur demeyiniz efendim! olunuyor valla...

yakalarsam işkence edecem ipe dizecem suda boğacam falakaya yatıracam hızımı alamazsam kanatlarından çarmıha felan gericem! yaparım...
çok hızlı kaçıyolar lan. refleksleri çok güçlü şuursuzların. bu iş artık iddaya bindi. sabaha kadar uyutmaz haa bunlar. ama iyiki sivrisinek değiller di mi? o daha kötü. yok şükür ki karasinek bu. hehee
dur bakıyım hatta sevimli bile. bakıyım valla sevimli. havada süzüle süzüle sekiz çiziyolar. ordan oraya konuyorlar işte gözümden çıkıp burnuma ordan kulağıma geçiyorlar. kocaman evde başka bir yer bulamadılar benle meşgul oluyorlar. canlarım yaa. bak ben yalnızlık çekmeyeyim diye mi yapıyorlarki acaba. korkmayayım diye. evcil mi Yoksa bunlar? beslesem mi? ne gülüon millet fare besliyor. evet onun adı hamster.
yok anam yemezler öyle sevimlilik ayaklarını. uyurkende aman yazık kızcağız yol yorgunu uyusun dinlensin rahatsız etmeyelim diyecekler mi? hayır demeyecekler. neyse gittim ben sineksavmam lazım!!!
NOT: bissürü iğrenç kıllı sinek resmi buldum ama koymadım onları. sırf saygımdan. valla.

Yaz Gibisin





En çok yaz mevsimine benzetirim seni


Yaz gibisin sende gelen şehire


Rengarenk mis kokulu çiçekler getirirsin onun gibi sende...


Her lezetti tamam mümkün seninle


Ekşisini, tatlısını, kavununu, kirazını


Dedimya yaz gibisin işte...


içim ısınır geldiğinde


Sensin ısıtan sevginle, o ise güneşiyle


Bütün güzellikleri seleserpe döker önüme...


Sonra birdenbire;


Tam alışmışken ona,


Yaşamaktan nefes almaktan zevk alıyorken tam


Gidiverir...


Senin gibi!


Gidip başka ülkelere başka insanlarla paylaşır,


Bütün güzelliklerini.


İçi sızlamaz hiç


Aynı oyunları onlarlada oynar


Aynı meyvelerden tattırır, aynı çiçekleri koklatır..


Ve ben yalnız kalırım...


işte tam o sırada kış çıkagelir,


Yaz gibi değildir ama o da iyidir,


Soğuktur biraz ayazdır ama sevdirir kendini...


Tam unutuyorsundur yazı, yaşananları...


Evet diyorsundur, kış hayatımın anlamı!


Yaz bütün ihtişamıyla gösteriverir kendini,


Öyle aniden gelmez, haber salar,


İçini acıtarak, ellerinden kışı alarak gelir.


Sen daha yeni sarıyorken ayrılığın yaralarını,


O yine gelir!


Unutmana izin vermez


Ama senlede olmaz...


Sıkılır, çeker gider.


Böylesin işte sevdiğim, ne diyeyim yaz gibisin!




Zafer Benimdir!


Zafer, "Zafer benimdir" diyebilenindir. Başarı ise, "Başaracağım" diye başlayarak sonunda "Başardım" diyebilenindir.

Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.
K. ATATÜRK

Aşktır Ölümden Güzel Olan



Aynı anda birbirinin aksi yönde yola çıkan iki tren; sabit hızla ne zaman karşı karşıya gelirler? İlk karşılaştıklarından kaç saat, kaç gün, kaç ay, kaç yıl sonra tekrar karşılaşırlar? Karşılaşırlar mı?


O trenlerden birisinin arka vagonlarından birindeyim. Sabit hızla gidiyorum ama hangi hızdayım bilmiyorum. Beklide sabit duruyorumdur...


Trendeyim.


Yorgunum.


Mutsuzum.


Benden başka yolcularda var. Hepsi ben oradayım diye oradalar sanki. Gittiğim yere götürüyorum onlarıda. Yani karanlığa; yani mutsuzluğa; yani aşka! İtirazsız sorgusuz sualsiz kabul ediyorlar benimle gelmeyi. Belki ‘’gelin’’ bile dememişimdir. Hatırlamıyorum. Davetsizdir belki gelenler. Ama önemi yok. Yoldayız! Sabit hızla, sabit noktadayız!


--- Herşey biter herkes unutulur. Ben seni kaç kere seviğimi unuttum… ----


Sabit gözlerle sabit bir manzaraya bakıyorum. Manzaranın değişmemesi normal mi? hangisi normal yada normal olanın ne olduğunu bilmiyorum. Böyle bir arayışta da değilim! Sabit hızla giden bir trenden sabit bir manzaraya bakıyorum. Hepsi bundan ibaret…


Ineceğim istasyonu bilmeden; bindiğim istasyonun farkında olmadan, suçlu sorumlu aramadan, görmeden ve duymadan, konuşmadan, ağlamadan ve ağlatmadan gidiyorum. İnmem gereken yerde haberim olur biliyorum. Hangi yolculuk sonsuzdur ki hayatta? Sonun başlangıcında olan kaç kişi geri dönebilmiştir? Dönüşü yok biliyorum!


Herşey en baştan yanlış yapılmış, şimdi anlıyorum. Oysa ilk bakışta ne kadar çok ortak noktamız vardı. Ikimizde yolcuyduk mesela. Bir trene binmiştik. Ikimizde arka taraflarda bir vagona oturmuştuk. Aynıydık işte… o anın heyecanıyla farkedememiştik. Farkettik mi? O anın büyüsü bozulmasın, bu hikaye yazılsın ve başkahramanlarıda biz olalım diye sustuk belkide!!!


Farketmiştik! Ortak noktalarımızın aslında alakasız olduğunu…


Farklı trenlerdeydik…


Birbirine eşit uzaklıkta; aynı noktadan sabit hızla, zıt yönlerde yola çıkan iki trendeyiz şimdi…


Ne kadar zaman sonra karşılaşırız seninle?




Cuma, Ağustos 28, 2009

MimseLLik:)))


Bataklikcadisi beni mimlemiş. benimde ilk mimim sayesinde mimlendim. kendisine sevgilerimi gönderiyorum. kocaman hemde:)) ve başlıyoruz...


1) Hangi şehirde yaşıyorsun?


valla bende unuttum. göçebe gibiyim. şu sıralar yine bir göç hazırlığı içerisindeyim...

****************************************************************************


2)Blog yazmaya başlama kararını nasıl aldın?


bir anda! durupdururken hemde. oldu bittiye geldi.

****************************************************************************


3) Ne kadar süredir blog yazıyorsun?


Tamı tamına 18 gündür :))

****************************************************************************


4) Mesleğin? (bunu unutmuşum maddeler yer değiştirdi ama ossun)


ÖğreTmen.

****************************************************************************


5) Blogunu ne sıklıkla ziyaret edersin?


Uyandığımda kahfaltıdan sonra hatta bazen ilk işim pc açmak oluyor. Pc açık olduğu her zaman bloğuma göz atarım..

****************************************************************************


6)Bilgisayarı açtığında blogunu açmak kaçıncı sırada yaptığın iştir?


bunun rutin bir sırası yokki. sevmedim bu soruyu:))

*****************************************************************************


7) Başka bir blog sayfasında görüp aldığın bir şey, gittiğin bir yer oldu mu?


hayır olmadı henüz. ama bu olmayacağı manasınada gelmez. gerçekten çok farklı şeylere rastlıyorum zaman zaman. ama farklı olan herşeyi beğenmiyorum. zevk meselesi yani

******************************************************************************


8)Blogunda hangi konuları yazmak seni mutlu eder?


Valla bloquma bi başkasıymışım gibi sanki burası benim değilmiş gibi şöyle bi göz atıyorumda belirgin bir tarz göremiyorum:)) bazı kimi bloqların bir çizgisi var işte moda bloqu alışveriş bloqu duygusal bloqlar yada mizah dolu bloqlar. bunlardan hiçbiri değil benimki. her telden çalıyo valla:)) pazar yeri gibi. öyle çizgilerle sınırlandıramıyorum kendimi bazen çok duygusal bazen çok karamsar yada çok asi olabiliyorum. bazen eğlenceli şeyler yazmak istiyorum.

ruh halim belirliyor yazacaklarımı diyelim...

*******************************************************************************


9)Bloglarda gördüğün, diğer blog arkadaşlarını eklemekte seni cezbeden ne olur?


Şu yukarda bahsettiğim çeşit çeşit bloqlar varya. hepsi ne kadar alakasız değil mi birbirinden. yani duygusal, mizahi, karamsar, moda bloqları v.s. ama birbiriyle alakalı birsürü moda bloğu var yada birsürü duygusal bloq var. tarzı önemli değil kaliteli yazılar yazılmışsa ekleme sebebim oluyor. tarzı önemli değil derken yanlış anlaşılmasın. rastgele takip etmiyorum:) tabikide önemli ama illa duygusal olacak yada illa komik olacak gibi bi arayışım yok. illa kaliteli olacak.

********************************************************************************


10)Blogla para kazanma fikrine nasıl bakıyorsun?


ben bu işi para için yapmıyorum! bloq karın doyurmaz... asddsaadhkah

*****************************************************************************


11) Blog arkadaşlarınla buluşma/bir araya gelme fikrine ne dersin?


hmmm sanmıyorum. reelde hayal kırıklıkları yaşanabilir. hep hayalimde kalın ve hep hayalinizde kalayım...


12)Bu soruları kim/ler cevaplasın?




kabul ederlerse cevaplamalarını isterim...


Salı, Ağustos 25, 2009

Ramazan Davulcusu Açılımı...


Öncedende bahsettiğim üzre ramazanın olmazsa olmazlarındandır ramazan davulcusu. ama ben böyle bir davul çalma görmedim akidiş! hatta sadece davulcu olsa yine iyi. zurnacıda var yanında. bu gün dedim nostalji olsun azcık dinleyeyim hatta izleyeyim şunları. çıktım balkona. ama çıktığım anda bi hatıralarım allak pullak oldu. nostalji felan olmadı. acayip anlamsız bişeyler oldu kafamın içinde. nasıl olmasındı ki. davulcu amcam parmaağınndaaa yüzüklerrr kolundaaa bileziiikleeer oyy oyyy emineemmm çalıyordu. zurna eşliğinde:) yok beele bişey. nasıl yani şimdi bu adam sokakta müslüman mahallesinde hemde ramazan ayında emineye kur yapıyor! (müslüman mahallesinde salyangoz satmak) alt komşunun karısının adı emine diyelim misal (şükür ki bizim evde emine yok). ne bu şimdi? serenad olabilir mi ki acep. davul zurnayla serenadda hoş olmaz ama. (bu kısımda saçmalandı evet) not: ama adam çalıyo bunu napabilirim!


Hatta bak hiç abartmıyorum cidden oldu bu yani arkasındanda ''sütt içtiiimm diliiğğmm yandığğğ abareeyy ammanıınnn dökülldüüü kilim yandııı ben sana kurbanımmm'' bunu çaldılar. tamam iyi güzel şikayetim yok hatta eğlendimde denebilir gece 3 de davul zurna felan ohh teyy teyyy:)

ama eskiden hani maniler olurdu. ramazan geldiiii hoşş geldiii 11 ayınn sultanııı felan feşmekan...

mani olayı kalktı da benim mi haberim yok yoksa biizim mahallenin davulcularında mı bi gariplik var çözemedim. konu hakkında bilgisi olan varsa banada bi zahmet haber versin. yurt genelinde acebaa böyle bi davulcu akımı mı başlatıldı? zamane davulcusu hesabı. Davulcu açılımı da mı oldu? davulcular odası (?) eğlenceli birşeyler çalın yaz uygulamasına geçtik mi dedi?


Düğünler genelde yazın olur(bizim buralarda). bu senede ramazan yaza geldi ya bizimkiler hızını alamayıp gecede mi o şekil çalıyorlar yoksa. hatta kardeşimden az önce gelen bilgiye göre dün gecede zahidem çalıyorlarmış ':%&^+. nassııı yhaa?
Sizin oralarda da bu şekilde mi durum?

Göte göt denir!


Söylemek istenilen şeyi direk söylemekten yanayımdır her zaman. Öyle lafı çok evirip çevirmeye gelemem. Birine bişey anlatacaksam süslü kelimeler seçmeye üşenirim. Çok ciddi üşenirim. Araya bi kaç yabancı kelime sıkıştırayım aman efendim karşımdaki anlayamasın hönk! olsun kalsın (kal gelsin hehee), bende bu arada entel dantel kasılayım gibi bir düşüncemde olmadı hiç. Bu bir eleştiri de değil ayrıca. Çevremde öyle farklı kelimeler kullanan insanlar evet var. Ve bende onların o entel edalarını kasılmalarını seyrediyorum. Hatta eğleniyorum bunu yaparkende. Seyretmek tam olmadı burda gözlemliyorum desem daha doğru olacak cuk yerine oturacak kelime kanımca. ıhıhhm.. Arada sırada hem eqolarım tatmin olsun hemde bak istersem bende yapabilirim ama kasmıyorum gerek duymuyorum mesajlarını vermek adına o tarz bünyelerle o tarz diyaloqlara girmişliğimde var hatta. Yalnız bu tür diyalogları uzatmamak en iyisidir zira uzatıldığında grotesk (?) (kasılıyorum şuan hehee) bir durum peyda olmaktadır. İki tarafta pes etmemekte ısrarcı davranır. En entelim ben hatta Epentelim(?) ben bakışları savrulur havalarda saçmalamacalar eşliğinde.


Kardeşim kelimenin anlamını tamam ben biliyorum. Ama karşımdaki bilmiyor belki. Şimdi öyle bir sohbet esnasında bu kelimeleri kullandığında karşındaki anlamayınca ne olacak soracak. Sorunca ne olacak sen kullandığın kelimenin anlamını anlatacaksın bide; konu dağılacak.


+valla sıkıldım işten güçten alfanso. Hayat beni neden yoruoosunn diye bağırasım geliyor.
_Aaa olmadı ama bak şimdi optimist yaklaş hayata yorulmazsın. Valla.
+ ops.. optsms.. ne? Nasıl yaklaşayım?
_yhaa optimist işte bi nevi polyannacılık gibi. (kendinden emin ve kasıntılı pozisyon)
+polyannacılık ne olm abuk sabuk konuşuon ?!***?
_ yhaa bak şimdi optimistlik bardağın hep dolu kısmını görmek demektir. Yani her
şeye iyi yönünden bakmak. Kötü yanlarını göz ardı etmek böylelikle hayatın güzel olduğuna inanmak. Yhaa Pesimistliğin tam tersi işteaaa..
+ !%!/
_hea optimistin bi de ‘’suya yaptığı izdüşümü ile beraber bakıldığı zaman kelebeği andıran yelkenli tekne’’ (bkz. Ekşi sözlük) anlamıda var ama ben o manada kullanmadım… (hehee)
+ Alfansoooo beni neden yoruoosuunnnnnn? Defol alfanso!
_%’’!+/%

Buyurun ahanda örnek diyalog! İşte bu tip durumlara mahal vermemek adına yapıyorum ben bunu. İyide yapıyorum. Bana 100 puan entel dantellerede 0!


Bu konuda CaN YüCeL ekolümdür. Gayet rahat uslubu ve hazır cevaplılığı beni her zaman etkilemiştir. bir anısını paylaşmadan edemeyeceğim konu buralara kadar gelmişken…


CaN YüCeL bir şiirinde göt lafını kullandığı için mahkemeye çıkar, hakim sorar,niye göt dedin diye,
can baba hakim bey ama önce bişey anlatayım sonra cevabınızı vereceğim der, başlar anlatmaya;
-bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. koca devletin koca doktoruna. doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere.köylüler tabi 'tamam dohtor bey' diyip köye giderler. köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez.bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. ne cüret di mi doktoru arayacak bi köylü. neyse durumun vehameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar,
"biz ne yapacaamızı bilemedik dohtor bey" der . karşıdan doktor bişiler söyler. muhtar döner arkasına: "makattan verin dedi dohtor" der.

yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar felan, ama makat ne bilen yoktur yine. hasta ise gitti gidecek, ateşler içinde kıvranıyo baya.
ihtiyar meclisi toplanır. son çare, doktorun bir kez daha aranmasına karar verilir. yine kimse aramak istemez doktoru. nihayetinde yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan söylenmektedir: "çok kızacak dohtor çok!" diye.

sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bişiler söyler yine. telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner: "çok kızacak demiştim size; götüne sokun dedi"

sonrada hakime döner CaN YüCeL ; şimdi hakim bey size soruyorum, göte göt denmezde ne denir,bu memlekette göte göt denir.

Saygı bizden…

Pazartesi, Ağustos 24, 2009

Oruç Tadı Yok Ağzımda...


Yok işte yok. Gece sahura kalkmak kaldırılmak daha doğrusu, eskisi kadar tat vermiyor artık. Gece kalkacağız diye erkenden yatardık. Şimdi bilgisayar önünde sahura kadar uyumuyoruz. dolayısıyla Sahura kaldırılma ritüelinden de mahrum kalıyoruz… annem odaya gelir bizi uyandırmak için uğraşıp dururdu. Nasıl olsa bizi kaldıracağından emindik. Mızmızlık edip ordan oraya dönerdik. Tekrardan uykuya dalardık. Yemek kokuları gelmeye başlayınca artık inat etmekten vazgeçer kalkardık. Uykumuz açılmasın diye gözümüz kapalı otururduk sofrada.


Sahurda mayalı yapardı annem. Yanıç katmer yapardı. Bunlar olmadan sahur sahur olmazdı. Mis gibide kokardı. Üstelik tok tutardı. Artık yapmıyor. Malum meşakatli bir iş bu. Hamur akşamdan yoğurulup hazırlanacak gece erken kalkılıp hamur açılıp pişirilecek felan. Artık büyüdünüz diyor annem. Bende yaşlandım. Uğraşamam diyor. Pide yiyoruz...
Akşam iftar sofrası hazırlıkları ayrı bir heyecan olurdu. Yemek istediklerimizi sayardık annemize hepimizin farklı isteklerinden azar azar yapardı annem. oruç tuttuk. Hak ettik. Canımız ne isterse onu yerdik. Şimdi annem yine soruyor ne istiyor canınız diye ama artık canımız bişey çekmiyor. Annem ne hazırlarsa onu yiyoruz. Sadece doymak istiyoruz. Canımız bir şey çekmiyor nedense. her şeye o kadar tokuz!


Susuluyor sofralarda. Anlatacak bir şeyimiz mi kalmadı acaba? Eskiden fırsat bulamazdık sıra gelmezdi kardeşlerden bize. Birbirimizi sustururduk. anlatacaklarımızı sığdıramazdık. Şimdi herkes kendi kendine düşüncelere dalmış tabağını seyrediyor. Kimse konuşmuyor. Arada tabağımdan kaldırıyorum kafamı yanımda çevremde oturanlara bakıyorum. Herkes sanki orada yalnız başına oturuyor gibi. televizyondan ses gelmese rahatsız edici bir sessizlik olacak. Tabak kaşık sesleri var fonda. Yemek yeniyor sofra kaldırılıyor. Evet konuşuluyor yine ama sohbet değil bu. Tabağı ver kaşığı al su getir bıcı bıcı cıcı cıcı. O kadar. Çay yapılıyor adettendir. Yemeğin üzerine çay içmeye bayılırım. İşte şimdi diyorum iki lafın belini kırcaz. Kardeşim gelecek mesela bana gününü nasıl geçirdiğini anlatacak. Yada annem küçüklük anılarımızı hatıralarımızı anlatmaya koyulacak yine bizde ilk kez dinliyormuşuz gibi merakla dinleyeceğiz 6753 kere dinlediğimiz hikayeleri. Ama olmuyor. Herkes yine susuyor. Hatta o kadar susuluyor ki çığlık çığlığa! bardaklara çayı koyuyorum kimsede masada gelip çay içmiyor. Bardağını alan gidiyor odasına. Ben kalıyorum orda. oturuyorum ve bende konuşmuyorum!

Ramazan pideside bi garip oldu. Eskisi gibi kokmuyor. Eskiden babam getirdiğinde mis gibi bütün eve yayılırdı sıcacık susamlı pide kokusu. Şimdi yine Pide geliyor ama kokmuyor….
Hiç yalnız yemezdik ramazanda yemekleri. Akrabalar eş dost hep bir arada olunurdu. Ya davete giderdik yada davet ederdik. yıl boyu görüşemediklerimizle bile bir araya gelir aynı masada yemek yer ordan buradan konuşurduk işte. Şimdi sofralar eksik. Yalnız şimdi sofralar!


Ramazan davulcusu var olmazsa olmazlarımız arasında. erkenden kalkardık davulu duyabilmek için. balkona çıktığımız bile olurdu hatta. kalkmadığımız zamanlarda annem ''davulcu geldi bak gidiyooo hadi kalkın'' diye bağırırdı. Sırf davulu dinlemek için alelacele kalkardık. maniler okurdu davulcu. ne dediğini bile anlamazdık. ama çok eğlenirdik. dinlerdik. şimdi davulcu geçerken ''bu ne yaaa gece gece kalktık işte uyumuyooozz'' sesleri geliyor kulağıma odalardan, ağzımdan...


Hurma ramazanda yenen bir yemiş olarak kalmıştır hep aklımda. Ramazan denince aklıma gelen birkaç şeyden biridir. Yine ramazan şimdi ama hurma yok! Kimseninde aklına gelmiyor kimse eksikliğini hissetmiyor. Ramazan sofrasının ortasına en güzel yerine hurma koyulurdu. Ezan okunmaya başlandığında hurma ile bozulurdu oruçlar. Unutuldu şimdi bunlar. O maneviyat yok. Hissedemiyorum bunu. Ağzımda oruç tadı yok!

Çok klişe olacak ama ahh ahhh nerde o eski ramazanlar! Gerçekten nerde o ramazanlar?

Saygılar…

Cumartesi, Ağustos 22, 2009

Keşke diye başlıyor cümleler şimdi





Çok zor işmiş bu büyümek dedikleri. Geçmişe baktığımda neleri geride bırakmışım meğer. Ne mutluluklarım ne sevinçlerim varmış. Ne komikmiş üzüntülerim. Üzüldüklerim. Öğretmenimden duyduğum bir aferin beni mutlu etmeye yetmiş. Babamın iş dönüşü aldığı çikolatalar benim için çok değerliymiş. Bayramda aldığımız yeni giysilerin heyecanı tarifsizmiş. Doğum günlerim çok kalabalıkmış ve kutlama yapılırmış. Ne çok sevenim varmış! Fotoğraflardaki gülen simalar bambaşka yerlere dağılmış. Şimdi Kimbilir nerelerde kimlerle neler yapıyorlardır. Ama o gün hep berabermişiz.


Bir yaş daha büyüdüm diye hep beraber sevinmişiz. Sonra benim yine çok doğum günüm oldu. Yalnızdım ama… ben bile unuttum çoğu zaman o günün anlamını. Saymadım kaçıncı yaşıma girdiğimi. Saymak istemedim belki. Önceden mutlu ederdi beni büyümek. Şimdi büyüdükçe üzülüyorum. Hep geçmişe bir özlem bir hasret içinde buluyorum kendimi. Okuduğum kitaplarda iyi değerlendiremezsen zamanı geçmişi hep geçmişe bakıp keşkeli cümleler kurarsın yazıyordu. Ama öyle değil bendeki. Dolu dolu geçirdim geçmişi. Her yaşımın hakkını verdim. Her an’ımın! Evet keşkeli cümlelerim var. Ama keşke şunuda yapsaydım yada keşke şunu yapmasaydım değil. Keşke hep o zamanda kalsaydım diyorum. Gökyüzüne baktığımda bulutların şekilden şekle girdini görebilseydim yine. Gökkuşağının altından geçmek için mahalledeki çocuklarla yarışabilseydik. vişne ağaçlarının tepesinden inmeseydik. Her yanımız vişne lekesi olsaydı. varsın çıkmasındı o leke! Büyüyünce polis olacam hayalleri kursaydık. Doktor olmak avukat olmak isteseydik yine. Tek sorumluluğumuz okula gidip gelmek ödevleri yapmak sınavlara çalışmak sınıfı geçmek olsaydı. Doktor olmak öğretmen olmak hayallerimiz hep ceplerimizde dursaydı…


Şimdi ceplerimiz boşaldı. Hayallerimizi koyduk masaya. Çikolatalarımız şekerlerimiz de çıktı ceplerimizden. Bozuk paralarımız taso bilye koleksiyonlarımızı çıkardık. Neşelerimizi sevinçlerimizi kahkahalarımızı da çıkardık onlarla birlikte. Çok istediğimiz hayallerimizin gerçekleşmesi için onlardan vazgeçtik. Başladık bir hayalin peşinde koşmaya…


Çok sevdiğimiz annemizden babamızdan kardeşlerimizden ayırdı önce bizi bu hayaller. Memleketin farklı köşelerine dağıldık. Öğretmen olmak istedik çünkü doktor olmak avukat olmak istedik. Yetmedi vişnelerin ağzımızda bıraktığı tat. Saklambaç oynarken sobelenmemenin verdiği haz yetmedi. Sek sek oynarken kazanmalarımız bizi mutlu etmedi bir süre sonra. Hayallerimizde aradık gerçek mutluluğu. Onları elde ettiğimizde buluruz sandık. Yanıldık!


Senelerce okuduk. Senelerce hasret kaldık evimize. Nihayetinde çok arzuladığımız hayalimizi gerçekleştirdik. Bir baltaya sap olduk. Sabah erken kalkıp işe gittik. Yorgun argın eve geldik. Çok sevdiğimiz çikolatayı yemeye bile zaman bulamadık. Gülmeleri unuttuk hayat telaşından. Para kazanmak ev geçindirmek derdine düştük. Senelerce gökkuşağını göremedik. Çıkmadı mı sanıyorsunuz. O her zaman var oldu bir grup coşkulu mutlu çocuk yine ona doğru koştu. Ama bizim haberimiz olmadı hayallerimiz için çırpınmaktan. Dönüp bakamadık başka bir yöne.


Evet şimdi polisiz öğretmeniz doktoruz belki. Ama mutlu muyuz?


Çok sevdiğim bir söz var yine keşkeli başlıyor ama pişmanlık keşkesi değil . bu başka türlü. Özlem var hasret var bu keşkede! Değişen bir hayal var. Büyük insanın hayali bu da. Büyümekten korkan insanın hayali belki.


‘’keşke hep çocuk kalsaydım da; dizimdeki yarayı dünyanın en büyük acısı sansaydım!’’

Cuma, Ağustos 21, 2009

Yorma beni devletlüümmmm!


Yavaştan tatil bitiyor ve görev yerime gitme hazırlıklarına başlamam gerekiyor. Ama iki aylık tatilimde o kadar yerleşmişim ki buraya gitmek hiç içimden gelmiyor. Ordada kendime ait evim diyebileceğim bir yer var. Ama esasında burası kendi evim. Ailem burada. Ya da tam tersi diğeri benim evim buraya misafirliğe geldim. Beklide ikiside benim değil ben evsizim. Offffff darmadağınık bir hayat yaşıyorum sayelerinde. Gözün kör olsun memuriyet! Göçebe ettin beni. Tam bir yere alışıp benimsemişken hooop yeter artık yer değiştir diyorsun. Adaptasyon sorunu yaşıyorum sayende nereye ait olduğumu unuttum. Eşyalarım parça parça her yerde… sürekli valiz hazırla valiz topla. Yeter lan yeter! Ömrüm yollarda geçti. Gelince gitmek zor geliyor gidince gelmek zor geliyor anlamadım ki nasıl bir iş bu.
Şimdi biz gidicez ama daha okullar açılmamış olacak. 15 gün bi seminer dönemi zımbırtısı var. Hiç bişeyde yapmıyoz haa bu dönemde. Fuzuli okula gidip geliyoruz. Öğrenci yok bişey yok. Devletim sen neden böyle gereksiz işlerde bir numarasın valla anlayamıyorum. Ne olur 15 gün daha evimde kalsam anamla babamla otursam sabah geç kalksam gece geç yatsam ne olur sanki! Kastın ne bizimle alıp veremediğin ne ya huu! Buradan yetkililere sesleniyorum bakın beni zor kullanmaya teşvik etmeyin. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri bize yapmayın! Çokk fena olur haaa! Asdkhkkhjjg
Zaten bayramda çok absürt bi zamana denk geliyor. Sevinerek beklediğimiz günler hatta aylar öncesinden bilet aldığımız bayram tatilimizde hiç oldu bu sene. Bu bayramda gelemedim anne şarkısını dinleyip sümküre sümküre ağlayacaz yine! Iykkkkkkkk. Bayram bilmezsin seyran bilmezsin sayın devletim bak ben sana saygıda kusur etmiyorum sen neden bana saygısızlık ediyorsun. Doğudakini batıya batıdakini doğuya atıyorsun. Anadan babadan yardan uzak yaşatıyorsun bizi. Evet yar kısmını uydurmuş olabilirim! Ama ya olsaydı? Haaa olsaydı ne olacaktı? Şu girdiğin vebale bi bakar mısın?
Neyse şimdi seninle tartışmayacağım canım. Neren doğru ki bu kısmın eğriliğinden yakınıyorum yani. Benimkisi de laf işte! Yapacak çok işim var.
Kirliler yıkanacak.
yazlıklar kaldırılacak oraya yazlık götüremiyoruz zira oraya yaz gelmiyor.
Ütü yapılacak.
Götürülecek eşyalarla kalacak olanlar ayrılacak.
Annem mantı yapacak orda yeriz diye:))))))) ahh canım kıyamam ben ona yaa.
Terziye verilecek kıyafetler var. Onlar hazırlanacak. Ahh ahhhhhhh ne çileli başım varmış benim. Şu mübarek ramazan günü ne yoruyosunuz ki beni yhaa!

Çarşamba, Ağustos 19, 2009

BLoqum ÖdüL aLdı:)


KREATİV BLOGGER ÖDÜLÜ


Kısa bir zaman oldu blökcüqümü açalı. ama güzel vakit geçirilesi bir yer haline getirmek için, okunası yazılar yazabilmek için çabalıyorum. bu çabalarımda gözden kaçmamış olsa gerek ki bir ödüle layık görülmüşüm. maydanoz'a bu ödülü bloquma layık gördüğü için teşekkür ederim. ayrıca bloquma sayfasında yer verdiği için geç kalmış bir teşekkürüm daha var. bu vesile ile o geç kalınmışlığıda telafi etmeyi umaraktan kendisine tekrar tekrar teşekkürü borç bilirim.

Yalnız bu ödül öyle pat diye hemen sahiplenilemiyor. ödülün bazı kuralları var. bu kurallarıda hemen yerine getirip çarçabuk ödülümü bloqumun en güzel yerine yerleştirmek istiyorum.

şimdi kurallar gereğince bu ödülü 7 bloqa takdim etmem gerekiyor. seçmek çok zor. fakat benim takip ettiğim ve aktif olan bloqlara tarafımca torpil yapılaraktan :) ödül dağıtımına başlayabiliriz. kabul görmesi dileklerimle...

1- üVEZ
2-GIMIZI MOMOL
3-stil direktörü
4- Bir tek dileğim var, memur ol yeter...
5-BiGaripWomen
6-Hayalbemol
7-Megalomanyak Buzdolabı

bu görevide tamamladıktan sonra (seçmek çok zor oldu. 7 kişi bence az) şimdi yeni bir maddenin gereğine geçebiliriz.

hakkında 7 ilginç şey hmmm ne olaki?
1- spor yapmayı çok severim ayrıcada milli sporcuyum.
2- Çavdar ekmeqine mayonez döküp yemeyi çoqh severim.
3- kahfaLtıdan önce annemin bütün kızmalarına rağmen sigara içerim.
4- Hayata tam olarak bi anlam yükleyemedim. sürekli değişik kılıklarda karşıma çıkması benide dengesiz yapmaya başladı.
5- insanlarla konuşmak istemem çoğu zaman. bir ortamda konuşulan konu hakkında fikrim olsa da sohbete katılma konusunda çekimser kalırım. yazmak bence daha güzel. evet ondan bloqum var:)
6- üst çenemdeki dişleri hiçbir sağlık sorunu olmadığı halde sırf estetik için yeniden yaptırdım. mazoşist olabilir miyim acaba diye de düşünmeden edemedim. zira çok acılı bir dönem oldu.
7- duygusal konulardan gönül işlerinden çok soğudum. hiç kimseyi sevemeyeceğimi düşünüyorum.



Ödülün Kuralları

1- Sizi ödüllendirene teşekkür edin.
2- Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın
3- Ödülün logosunu yayınlayın
4- 7 Yaratıcı blogeri ödüllendirin.
5- 7 Bloğun linklerini yayınlayın.
6-Ödüllendirdiklerinizi haberdar edin.
7- Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.

Salı, Ağustos 18, 2009

KoLera...


ÖzLedim sinirliyken gelip; derdime sırnaşmanı...

Kelimeler anLamını Yitirdi...


kelimeler dans ediyor kafamda. Ordan oraya ordan oraya yaramaz çocuklar gibiler. Bir araya gelip elele tutuşup oynamak istemiyorlar. Cümlelerim o yüzden öznesiz. yaramaz yüklemlerim ordan oraya zıplıyor sürekli tutup sokamıyorum bir cümlenin sonuna. O kadar güzellerki ama. hepsi kendi halinde. O kadar özgür o kadar mutlularki. Her kelimenin suratında kocaman bir gülümse. Mutsuzluk varya hani karamsarlık, umutsuzluk, ölüm varya onlar bile tebessüm ediyorlar. Onlara yüklenen anlama inat gülümsüyorlar.
Umutsuzluğun elinden umut tutmuş. Birlikte denizi seyrediyorlar. Uçsuz bucaksız sonsuz görünüyor deniz hiç bitmemecesine… umutsuzluk bir denize bakıyor bir umuda. Gülümsüyor…
Ölümle hayat birlikte çiçek topluyorlar kırlarda. O kadar güzelki çiçekler. Göz alıcı rengarenk. Mis gibi bir koku var etrafta. Kırmızılar yeşiller morlar… hepsi ordalar. ölüm bir çiçeklerin güzelliğine bakıyor bir hayata. Gülümsüyor…
Kıyamıyorum onlara hadi gelin benim silik cümlelerimdeki yerinizi alın diyemiyorum. Mutsuzluğa anlamını hatırlatıp yüzündeki gülümsemenin sönmesini istemiyorum. O yüzden dokunmuyorum onlara.
Anlamlarda sıkışıp kalmak istemiyorum. Yeni anlamlar yüklemek istiyorum ezberlediklerimize. Ezberimdekileri unutmak! Anlam aramıyorum hiçbir kelimede…

Cumartesi, Ağustos 15, 2009

Kuaför Fiyaskosu!




Hayatı çok detaysız yaşıyorum. Dümdüz gelişine bi yaşamak hali var üzerimde. Aslında öyle bir insan değilim genelinde. Her şeyi planlar yapılacakları önem sırasına göre listeler hatta unutursam diye oraya buraya da notlar alırım. Biraz balık hafızalıyım. Hele de yeni girilen ortamlarda addetendir hani. Ortamdakiler suratına yapıştırdığı tebessümle elini uzatıp ‘’merhaba ben smith’’ ya da ‘’ merhaba flash ben’’ der ya. Hah işte kelime ağızlarından çıktığı anda unuturum isimlerini. (aslında isimleri bu şekilde olsaydı unutmazdım heralde. Ayşenin fatmanın yada uğurun yanında flash ismini unutmak olmaz). Neyse konumuz bu değil şimdi benim hafızamın hangi hayvanata ait olduğundan dem vuruyorduk. Balık o balık.
İşte bu gelişine yaşadığım dönemde araya bir kuaföre gitmece sıkıştırmam gerekiyordu. Burada; çok yoğunum aman efendim kuaför işinide o kadar işin arasında bi yere sıkıştırayım edası katmak istedim. Halbuki işim gücüm yok. Tatildeyim. Tatilin gerektirdiklerinide layıkıyla yapıyorum . banyo yapma sıklığımı iyice düşürdüm, bazen yüzümü bile yıkamıyorum evden çıkmıyorum. Bi üşengeçlik hali miskinlikle kendini gösteren uyku durumları. Sürekli pijamalarla dolaşmacalar saçımı bile taramamaca… kısaca hertürlü çalışmamanın hakkını veriyorum. Zira okullar açıldığında çok arayacam bu günlerimi ahh ahhhhhhh! İşte ben miskin tatilimin gerekliliklerini yerine getirmekle meşgulken saçlarım S.O.S. verdi. Önünden geçerken gözüm aynaya takıldı. Eneeeeeee! Bi baktım dip boyam gelmiş lan! Ohaaaaa bu ne? napmışım ben kendime bir aydır. Ya da ne yapmamışım demek daha uygun olur. Çünkücüümee hiçbişey yapmadım… yedim içtim yattım ohh sefam olsun. Ama aynaya bakınca bi yadırgadım kendimi dikkatimi toparlayıp yakından baktım hafif kilo mu almışım ne :S kaşlarım felanda kolbastı oynuyorlar gözümün üstünde herkes bi tarafta zıplıyo! Heyhaaat. Bu ben olamam. Direk duşa soktum kendimi. Direndim falan önce biraz ama kulağımdan tutup tekrar aynaya baktırınca ikna oldum. Saatlerce banyoda kaldım. Banyoda yaptıklarımıda anlatim mi?askjdsdkaj neyse çıktım saçımı başımı taradım. Azıcık insana benzedim ama hala bir şeyler eksik. Saat işte 1 gibi kahfaltımı ettim malum tatildeyim kahfaltı ve bilimum her şeyin vakti kayabilir. Değişkenlik gösterebilir. Attım kendimi sokağa. İnsan içine karıştım. Önce bi yadırgadım ama. Yabani gibi hissedermi insan kendini bir ayda? Hisseder evet. Ben hissetim!
Kuaförün kapıdan bi girdim. Anaaam anaamm bi görsen, herkescikler orda. Sanki bi yerden haber almışlar bir aydan sonra sokağa çıkacağımı toplaşıp neye benzediğimi görmeye gelmişler. Bi tarafta rujum bozulmasın diye elindeki simiti ağzına jimnastik hareketleri yaparak yiyen gelinlikli bi abla. Yanında gelinlik giymesi bayaaa gecikmiş (yüzük yoktu ben baktım kesin kalık!) ama saçlar makyaj full geline bakan bi abla daha. Ona buna saçımın şurası nasıl burası nasıl diyen simli kafalı bi teyzezade. Ortalarda gezişen bebekler. Koltuklarda öylece oturmuş kendini kuaför ve çıraklarına teslim etmenin zevkiyle aynada kendini izleyen bi grup insan. Dahada bissürü figüran var! Bu ne laaann! Nereye geldim ben? Röflemi yaptırıp gitcem ben huzurlu evime. Düğün edecek başka zaman bulamadınız mı? Beni mi beklediniz? ‘’Hayır bi kere, neden ben başka kuaföre gidecekmişim. Bu benim yıllardır kuaförüm önce ben buldum ben geldim. O zamanlar siz yoktunuz. Yarında olmayacaksınız ama ben hep buradayım. Gidiiin uleeeyynnnnnn! ‘’Dedim içimden.
Tabi kuaförüm beni görünce fön makinasının ve daracık yerde o kadar insanın oluşturduqu sıcakla alnından terler damlayaraktan bana doqru geldi. ‘’ ooo HaYaLci hanım nerelerdesiniz? Özlettiniz kendinizi. Hoş geldiniz’’ dedi. Aynı içimden dediklerimi tastikledi yani benim kuaförüm o! Sjdskhjdskhk neden haber vermedin geleceğini be güzelim dört tane düğün var bugün gelin başı yapıyorum dedi. İşte o an ne hale geldiğimi anladım. Ne kadar gelişine yaşar hale geldiğimi anladım. Aynada gördüklerimin daha başlangıç olduğunu anladım. Zira (normalde) Ben planlı bi insanım. Kuaföre gitmeden randevu alırım. Dişçiye gitmeden randevu alırım. Yani bekleme durumu olabilecek yerlerde randevu alırım ki ne bekleyeyim ne bekleteyim değil mi yani. Malum zaman kıymetli. Herkesin işi gücü var. Ama işte bende bu ara boş zaman çok olduğundan nereye harcayacağımı bilemedim. Hatta ben normalde ekmek almaya giderken bile ararım fırını. Ben geliom iki ekmek hazırla hatta bozuk param yok şu kadar para üstünüde hazırla gelince orda zaman kaybetmeyelim derim. Yok artık dedin di mi içinden? Tabiî ki de yok artık yaniii. O gaddaardaa deel.
Beklenir mi o sıra ya huuu. Çıktım geldim evceğizimeee.. ohh piCamaLarımı çektim kahvemi aldım saçlarımı bir güzel topladım. Miskin hayatımda yerimi aldım. Ne işin var senin kuaförde? Kaldığım yerden devam ediyorum. Bu arada pazartesi gününe kuaförden randevumu aldım. Eski planlı hayatımada bir giriş yapmış olmak adına.
Bu arada benden size tavsiye anlattığım şekilde miskin bir tatil yapanlardansanız aynaların üzerini itinayla kapatın. Hatta kendinizin ulaşamayacağı bi yerlere kaldırın! Yoksa ummadıqınız bir anda miskin uyuz pataklı tatiliniz baltalanabilir. Aha benimki baltalandı off yhaaaaaaa…

Cuma, Ağustos 14, 2009

tüü KaKa!

Ben nasıl bir insanım yaa huu! Çok kızıyorum kendime. Hatta cezalandırıyorum felan. Tek ayak üstünde öyle bekletiyorum duvar dibinde aklım başıma gelsin diye. Yok artık o kadar da değil!

Nostaljik koku


az önce annemin temizlik malzemeleri listesine yazdıklarını almak üzere dışarı çıktım. dükkanı şöyle bir süzerken bir de ne göreyim. Ondüla jole! kapağını açtım minicik kutuda zaten. (bulamadım o kutunun resmini ama mavi olanıydı benim ondülam) kokladım şööle bi. kokusu bile aynı. çocukluğumun sivilce dolu ergenleğimin yapış yapış saçlarımın jolesi. ne kadar ağlamıştım babama o joleden aldırtmak için. arkadaşımın vardı ondan. offf çok havalı olunuyordu jole sürünce. bende almalıydım. ama babam zararlı diye almadı uzunca bi zaman. sonra baktı benimle başedemiyor. almak zorunda kaldı. vayy beeee ne günlerdi. o kokuyla birlikte çocukluk arkadaşlarım felan geldi gözümün önüne. sokaklarda oynayışlarımız. akşam ezanı okunurken annemin balkondan bas bas bağırmaları ''yerler mühürleendiiii hayalci hadi kızım bak ezan okunuyor eve gelin! ''biz o yaşlardayken akşam ezanı okunduğunda yerler mühürleniyordu. şimdide oluyor mu o bilmiyorum...


Gittin sevgiLi


Ayrılmak zorunda kalmak diye bir şey varya hani. Elde olmayan sebeplerden dolayı bazen. illa art niyet aramamak lazım bu gibi durumlarda(yani kalan yalnız kalır yada ders vermek özür beklemek falan değil bu başka bişey). hayat devam ederken bişeylerin ucundan tutmak bir baltaya sap olmak gerekirya hani (aşk karın doyurmaz derlerya) karşılıklı anlaşmayla ayrılır yollar bazen. iki tarafta seviyorken hemde. uzun soluklu bir maraton başlar. farklı illerdelerdir zaten sadece telefonda konuşmak sesini duymak yetmiyordur. zaten iş kurmak dediğinde öyle pat diye olan birşey değildir. hayatını düzene sokmak geleceğini garantilemek yaşı gelmiştir. aşk zaten bulunurdur. nerde olsa bulunur aşk dediğin kimler kimler çıkacaktır karşına. neler değişecektir kim bilir hayatında. o bakımdan belki yıllarını verdiğin sevgili bir gün karşına çıkıp sana bunları söyleyebilir. kızmayacaksın sen. kızarsan ''ne kadarda anlayışsızsın'' olursun. tamam dersen ''olgun'' olursun.tamam dersin. biter! Sonra msn'de falan karşılaşırsınız sen olgunsunya ''nasıl gidiyor hayat?'' dersin el gibi... seni çok özledim yanında olmak için herşeyimi feda edebilirim. ben iş güç istemiyorum seni istiyorum. sadece seni! diyemezsin. O da sana görüşmediğiniz sürede olanları anlatır. el gibi... sen hüngür hüngür ağlarken ona ''hmmm... yaa.. ne güzel... senin adına sevindim'' falan yazarsın. Lan daha düne kadar aynı bardaktan su içiyorsunuzdur. ama o an anlarsı ki o bardağa çok dudak değmiş! o da sana sorar sende ne var ne yok diye. ''aynı ne olsun bildiğin gibi işte'' dersin... Ama aynı değildir!için yanıyordur. ağlamak yetmiyordur. cam aç demek istersin bi kez daha görmek için delirirsin. ama yazar yazar silersin. gönderemezsin! bilirsin ki öyle birşey istersen ''bu konuyu daha önce konuşmuştuk'' diyecektir. Lan siz ayrıldınız anlasana. olgun birisin sen bunu kaldırabilirsin. vay bee onu görmek istemen bile fazla gelir olmuş ona. ne biçim ayrılmışınız siz yaa. ne sular geçmiş meğersem o köprünün altından! Sonra haDi görüşürüz der kapatırsınız msn'i. Ne görüşmesi yaa. Buna inanmazsınız zaten ama yazması bile güzeldir. hadi görüşürüz... Bi umut belki... birgün bir yerde... keşke görüşsenizdir. görüşebilsenizdir. Ama yok. siz ayrıldınız kabul et! Ayrılan sevgililer görüşmezler. kural budur olgun insan. görüşebilseler zaten neden ayrılsınlar ki! sende amma saf çıktın be kızım. AnLa artık bitti...

Perşembe, Ağustos 13, 2009

Elalem hakkında bilmedikleriniz...


Yıllardır beynimi yiyen bu elalem kelimesiniyle yüzleşmenin vakti geldi sanıyorum. Çeşitli cümlelerin içinde değişik kılıklarda karşıma çıkıyor densiz. Kimsin nesin necisin ben bunları merak etmeye başladım artık. İnsanların içinde bir ‘’elalem ne der?’’ kaygısı, ‘’elalemi güldürtme bize’’ nasihatı, ‘’banane elalemden’’ sorunsalları, ‘’elalem ne derse desin hadi hadi hadi hadi’’ adlı usta sanatçı kuşum aydın’ın nadide eseri daha birsürü zımbırtı. Kim lan bu elalem? Aranızda tanıyan bilen gören varsa bana ulaşın beni bilgilendirin diyeceğim ama bekleyemedim canım bizzat kendim araştırdım.
Bilimsel yöntem ve teknikleri kullandım bu araştırma sürecinde. Bilimsel içerikli olsun istedim bu çalışmam. Tarihin karanlıklarına ışık tutmak istedim. Sorgulamadan kabullenişliklere bir son vermek istedim. Ufukları genişletmek amacı felan gütmedim. Eğitici niteliğide yok araştırmamın. Ben sadece ışık tutacağım canım. O aydınlanmanın etkisiyle artık sen ne görürsün ya da görür müsün görmez misin bunu bilemem. Sadece sorgula istedim. Problemimiz zaten belli. Hipotezler kurdum konuyla ilintili. Eğer hipotezim doğru ise elalem tropikal bir bitki çeşitidir. Eğer hipotezim doğru ise elalem eski yunanda kullanılan bir çeşit tuvalet gerecidir ve eğer hipotezim doğru ise elalem felsefik bir olgudur. Bilmiyorum hangi hipotezim doğru hangisi yanlış. Ama bilimsellik katmak adına bu hipotezleri kurmak zorundayım. bu elalemin ne çıkacağı konusunda bi merak huzmesi sardı içimi.
astronomiyle felan mı ilgili bir şey acebaa ki? Hani yıldız fallarında yükseleniniz size bişey der mesela bu yıl şöyle şöyle olacak sende bunlardan böyle böyle etkileneceksin yükselenin bu ay karbonhidratlı yiyeceklerden sakınmanı söylüyor gibilerinden osurmacalar varya onun gibi bişey mi? Elalemde sürekli bir şeyler söylüyor ya bize. Bak kafam karıştı şimdi. Falcı mı lan yoksa bu!
Hipotezlerimi denedim deneyler yaptım. Tropik adalara araştırma amaçlı seyahatlerde bulundum. Yöre halkıyla konuştum. Çok cana yakın insanlar. Türklere benziyorlar aynı ama biraz çakma türk. Misafirperverlik etmeye falan çalıştılar. Dedim orda dur! Herkes yerini bilsin o Türklere has bi özellik. Dışla beni dedim. Turist muamelesi yap bana ada insanı dedim. Yol beni paracıklarımı al elimden dedim. Ülkeye dönünce anlatacak iki kelamım olsun dedim. Anlayışla karşıladılar tabi. Zira gayet akla uygun isteklerim vardı. Hak verdiler bana aferim bak o özelliklerini sevdim. Neyse böyle adanın ileri gelenlerine bi sorayım dedim elalem diye bir bitki var mı bu civarda felan diye. Adamlarla hoş beş ettik biraz işte bende zaten yabancı dil felan yok. Ben Türkçe anlatıyorum her şeyi. Ne hikmetse herkeste anlıyor beni. Anlatma kailiyetimin ne durumda olduğunu siz düşünün artık. Ama aldığım cevapla yıkıldım adeta! Fuk! Yokmuş. Kocaaaaaaa adada yokmuş öyle bir bitki. Hipotezde yalan oldu iyi mi.
Tropik gezimden sonra mali dururumum kötüye gittiğinden eskü yunana gidemedim. Yoksa eski meski anlamaz giderdim. Bilim uğruna her yolu denerim. Bilim kadınıyım ben!
Kelime anlamından gireyim dedim edebiyat yapayım biraz. Elalem kelimesinde bi gizli özne yakaladım. Kim sorusuna ‘’o’’ cevabını verdi. Bir daha sordum inanamadım aldığım cevaba! Sonunda bulmuştum aradığım cevabı. Bütün hücrelerimde başarının verdiği hazzı hissedebiliyordum. Tekrar sordum ‘’elalem kim’’ dedim ‘’O’’ dedi. Gözünü sevdiğimin edebiyatı bizde bilimsel bilimsel mallaşıyoz orda burada. İbneymiş lan bu elalem. Bildiğin top! Yuvarlak lan… hani böyle baş parmağınla işaret parmaklarının uçlarını birbirine değdirirsinde diğer parmaklarını öne doğru uzatırsın. Bi şekil çıkarya. Hatta yap. Uygulamalı yapalım ki kalıcı olsun. Unutmayasın. Tamam şimdi şu şekle bak ‘’ O ‘’ benziyorlar di mi? Benzemiyorsa şaşı yap gözlerini öyle bak.
Tarihi bir gerçeğe ışık tutmanın haklı gururunu yaşıyorum. Yaptığım araştırmalar sonucu görüyoruz ki elalem dediğin bir ibnedir. Aha bu yukardaki resimde kendisine aittir. O kadar lafı sözü edende bu şahıstır. Görüldüğü yerde ümüğüne çökülesi varlıktır! (ümük kısmı resimde belirtilmiş olan kısım ve civarıdır) Ne de güzel söylemiş kuşum Aydın; elalem ne derse desiinn hadiiiiiiiii hadiiiiiiiii hadiiiiiiiiiiiiiiiiii hadiiiiiiiiiiiiiiiii hadiiiiiiiiğğğğğğğğğğğğğğğğğ!

buYrun beNim?


Evet bende bir blogger oldum. söylemesi bile ne kadar keyifli beaa. bi görsen havamdan geçilmiyor. dünyayı kurtardım türkiyeyi AB'ye soktum zeyna felan oldum sanırsın. bu dönemim hep evde geçiyor sağlık sorunlarım ve tatilim dolayısıyla. pek sosyal bir ortama girmiyorum. ama evdekilere bi tepelerden bakıyorum. küçük dağları ben yarattım sanki. bir de sosyal ortamlara girsem neler yapacam Allah bilir. bir kaç tane de yeni kelime öğrendim. cümle içinde kullanıyorum onları. acayip değişik cümleler kuruyorum. annem maydonoz doğruyo mesela gidip yanına felsefi konuşmalar felan yapıyorum ben. anlamıyor tabi. anlayamaz ki ben bloggerca konuşuyorum. kendimce bi dil oluşturdum. böyle entel dantel dolanıyorum. akşam babam işten geliyor ben hala bi azimle yazıyorum. o sabah işe giderkende yazıyordum ben. babamı fazla aşşağılamıyorum ama. yazık ona o para kazanmaya gidiyor. ev geçindiriyor adam malum. ama annem öyle değil yiyici team o! ona böyle küçümser bakışlar fırlatıyorum. hayat sence o elindeki maydonozdan mı ibaret dercesine. blogları dolanıyorum. çevremde olan bitenden de haberim olsun değil mi? yandaşlarım neyin peşinde ne haltlar karıştırıyorlar. gündem ne halde hesabı. yine başa sarıyorum gibi bi his var içimde ama. ilk chat zamanlarımdada böyle olmuştum. ''serverde kaç bin kişiyle uğraşıyorum ben biliyor musun?'' modunda ilk opLuk zamanlarımda da bu tip belirtiler vardı bende. düşünsene koskoca op olmuştum. astığım astık kestiğim kestik!

yok ama bu başka birşey onda kırmızı çarpıya tıkladığın anda gerçek dünya suratına çarpıyordu. birden bire bitiyordu yani. ama bu öyle değil. kapatsanda kalıyor senden bir iz. kalmaya devam edecek büyüyerek hemde. tamamen benim eserim olacak. muhteşem insan ben! en iyiyim ben. müthişim hatta haberin yok. egolarımıda tatmin ettim bu arada. ohh iyi geldi valla. şimdi ben bi annemin doğradığı maydanozlarla yaptığı salatayı bir gurme edasıyla tatmaya gidiyorum. tabikide çalışacak ben bloggerim. bana iyi bakması lazım. sağlığıma tikat etmesi lazım. bu gün bi blogger kolay yetişmiyor! sizde iyi bakın bana dikkat edin koruyun kollayın üzmeyin lan beni! sinirlendirmeyin. kıymet bilin...

saygılar.

unuttum






En uzağındasın mesafelerin,

gel desem anlamsız gelmezsin bilirim!

sesimi sana duyuracak gücüm kalmadı zaten

yalnız düşüncelerimdesin çığlık çığlığa

ben duyuyorum ya yetiyor bana...

bir daha olmayacaksın hayatımda

hayal gibi rüya gibi düş gibisin şimdiden


unutmak böyle mi oluyor sahiden?

Tebrik eDeriM gençLer...


Değişik duyguLanımlar içerisindeyim sayın okur. nasıl olmayayım ki ama. en yakın arkadaşım sözlendi. üniversiteyi aynı sınıfta okuduk. bu da yetmez gibi yurtta aynı odada kaldık 4 yıl. tam bitti derken atandığım yere geldi peşimden. kurtulamadık bi türlü. zaten kurtulmakta istemem ondan. benim bir kızkardeşim yok ablam yok. o bakımdan bu yoklukları hiç aratmadı bana. yeri geldi ağladık yeri geldi güldük, sinirlendik kavga ettik, içtik sıçtık yaptık işte birşeyler.

Memleketten bi oğlan istemeye geLmiş bunu bizimkide beğenmiş çocuğu. önceden tanışıyorlarmış zaten bu ikili. işte çocukluk aşkı dedikleri varya o hesap. sözlenmeye karar vermişler. beni aradı bi şaşırdım. bana ne oluyorsa... sanki o hiç evlenmeyecek sanki sürekli beraber yaşayacağız falan diye mi düşündüm ne ettim :S Lez falan mıyım acaba ki? yok canım değilimdir muhtemelen. yani vakti zamanında bizimde erkek arkadaşımız oldu. yok yok gayet normalim ben. ama işte onu böyle bi paylaşmak istemedim. hani küçük çocukların elinden oyuncağı alınınca ağlar zırlar felanya. bi ağlamadığım kaldı yani. ama olması gereken bu değil mi? okul bitti işe başlandı sıradaki evlilik işte. benide bu son bekliyor içten içe biliyorum bunu. yaklaşıyor banada. ama belli etmiyorum pek kendime yüksek sesle söylemiyorum. hazır felan da değilim ayrıca! hem zaten o benden 1 yaş büyük nerden baksan seneye ancak bana sıra gelir. evde felanda kalmadım ayrıca. adamı durduk yerde strese sokmayın lütfen. hem ayrıcada kaldıysamda size ne?


söZe geLemedim ama geri kaLan prosedürLere kaTıLcam umaRım. Daha uzun yoLun var nişanıydı nikahıydı kına gecesiydi düğünüydü gelin almasıydı ohooo birini kaçırırsan diğerine gelirsin. senin için en iyisinin olmasını diliyorum canım benim...

dün chater'dım bu gün blogger yarın doktor olacam!


Vay bee usta! Nerden nereye işte. Zamanın hızlı, zeki, klavyesi düzgün, yol yordam bilen, gece gündüz komut ezberleyen, sayısız saçmalıklarla mücadele etmiş, sayısız siteden banlanmış,mukabilinde o siteleri tek tek sayıp; kimle uğraştığınızı bilmiyorsunuz sitenizi hacklerim bilgisayarınıza girerim, virüs bulaştırırım, kafanızı karıştırırım gibi benzeri v.s. tehditler savuran kicklere kulak asmayan zline’dan aşağısı gururuna dokunmayan chaterı şimdi bir blogger
Chat chut işlerinden elimi eteğimi çektim artık aga. Bu işlerin sonu yok. İpini koparan chatte sohbette. Bu ne lan! Bi seviye, bi insanlık, bi birbirimizden bir şeyler öğrenelim, bi hayatın anlamından bahsedelim ne biliyim nereye gidiyor ülkenin hali konularına dem vuralım diyen yok. Nickini koparan gelmiş. Yaş, sosyal statü, ilim irfan, büyüğe saygı küçüğe sevgi gibi durumlardan bi habersin. Bunu anlamam uzun zamanımı aldı. Evet aldı. 5 yıl kadar bende o güruhun içinde bulundum. O server senin bu server benim dolaştım. User olarak girdiğim sitelerden admin olarak kovuldum ilk başlarda herşey iyi güzel gelir. Zaten serverlerin amacı user tutmak.yani Siteye adam çekmek kabaca. Sen mesela artık google arama çubuğuna sohbet yazıp mı girersin bildiğin bi yer vardırda direk ona mı girersin bilmem ama bi servere bir şekilde bodoslama girersin. Kim kimdir? Sen kimsin? İçerde neler oluyor bi habersindir. Sohbet kanalında başlarsın gırgıra şamataya. Nah başlarsın! Nereye başlıyosun olem. Selam yazarsın bi girdiğin kanala. Bende buradayım, ben geldim, benle de konuşun, muhatap olun benle gibi benzeri v.s. anlamları taşır bu selam. Hemen ‘’a.s. berkeCan h.q. ‘ ’ diyiverir sana server sakinleri. BerkeCan’sa eğer senin nick muhabbet orda biter koçum. Senin gibi kaç tane daha sap var içerde bilion mu sen. Sen tabi yılmazsın bilirim böyle ben onlardan farklıyım, espriliyim, zeka fışkırıyo her bir yerimden edalarında birkaç cümle savurursun. O ara seni ipleyen olursa cevap veren felan onunla sardırırsın işte. Ama çok nadir durumlardır. Yok ama nickin BuseCaN ise o zaman tamamdır. Bu sefer zaten abazan dolu olan servere bi hatun girmiş demektir ve kapanın elinde kalır. Kapış kapış gidersin valla. Yetişemezsin mesajlara. sLm nbr nerden okul yaş iş taş baş sorularının ardı arkası kesilmez. İki satır konuşursun er kişi hemen yapıştırır lafı. Seviyeli bir sohbete var mısın BuseCaN ÖZELDE? Bak işin en can alıcı noktası burası. Özel işi vardır bir de kızla oğlan o kadar userin arasından birbirini bulmuşlardır. Özel kısma geçilir onların orda birbirlerine yazdıklarını kimse görmez. (tamamen yanlış bilgi. Özellerin okunması içinde komutlar var. Site sahipleri buz gibide okuyor valla özelleri. Ona göre haberiniz olsun ) Özel konulara geçilir. Muhabbet derinleşir. Sorular, sorulan sorulara verilen cevaplar bi acayip haller alır. Oğlan kızı özele getirebildiyse ilk adım tamam demektir. Sırada ne var msn! Kızın msn’ini almak asıl amaçtır.hele bi de cam falan varsa ohooooooooo.. BuseCaN da artık o çarkın dişlileri arasında yerini almıştır. BerKeCaN eğer şanslı ise bi ayŞeCaN bulup özelden msn isteyebilir. Zaten geliş amacı da muhtemelen odur.
Bi de yukarda nickleri süslü püslü olanlar vardır. Nickin başında @ işareti vardır. Aoptur onlar. Kanalın huzurundan dirlik ve düzeninden sorumludurlar. Havalıdırlarda haa. Öyle çok muhatap olmazlar user kısmıyla. Arada uyarır felan seni. Arkadaşlar seviye lütfen falan der. Küfredersen kanaldan atar. Küfretmezsen kıllığına yine atar. Acayip bi havalı olurlar. Ama aslında hiçtir onlar. Muhtemelen 13 14 bilemedin 15 yaşındaki ilk ergenlerdir. Onların üstünüde vardır ki. Dehşet bi hiyerarşik sıra var bu işte. Chat diyip geçmeyin. İçerde işler çok daha farklı işliyor. Opların kendi odaları var sopların ircopların adminlerin adminstatörlerin felan yönetim odaları var. Toplantılar falan düzenleniyor sanal ortamda. Gayet ciddi oluyor bunlarda. Adam sana söz hakkı vermeden konuşamıyorsun felan mesela. Serverdaki sorunlar konuşuluyor. Yapılabilecekler saldırılara alınacak önlemler reklam işleri shellci’nin parası v.s. v.s. saNane di mi aslında. Ne işin var senin o insanlara adam kimdir nedir necidir bilmiyorsun ki. Ama Yok tek yürek tek bilek gece gündüz site için çalışırsın. Kanala saldırı felan olursa hemen müdahele edersin. Temizlersin ip takip edersin. Kesin benim gözler bu ip takibinden bozuldu.
Sen sadece nickini al gir. İçerdeki işleri kim hallediyor? Lan bu site nasıl dönüyor? O adamların işi mi mesleği mi neden sürekli sabit ordalar? Bişey lazım mı? Bunların anaları babaları var mı yok mu? Bunları düşünme sen. Bu arada ben eskiden o oplar felan varya onların parayla yaptıklarını sanıyordum o işi. Gülme olem küçüktüm ben o zaman. Bende op olmak için kaç takla attım bilion mu sen? Oldum da! Hemde ne biçim oldum. Ne anladım peki? Boktum koktum ne olacak ötesi yok işte. Op sop ircop ne varsa oldum. Kariyerimin zirvesindede terk ettim ortamları.
Elimde ne var şimdi hiç. Gözümü açtığım andan uykusuzluktan geberincelere kadar sohbet chat kanallarında dolandım. Haa bak birkaç iyi adam kaldı elimde o kadarda fena değil aslında durum.
Bağımlılıkta yapar bu meret. Girmeyince siteye kim geldi kim gitti ne dedikodular döndü bıngıLdak sehPaya ne dedi anGeL kaltağı geldi mi badBoy iTi kanala saldırı yaptı mı? Offf bissürü soru. Meraktan kudurursun. Oysa ki sanane di mi.
Neyse şöyle bir geçmişe bakalım dedim. Malum geçmişini bilmeyen geleceğini bilemez. Aha baktık gördük. Şimdi bloggerim ben.

gideceğim





uZak yerLere gitmek istiyorum. Ne kadar uzak ya da neresi bunu bilmiyorum. Birtek şey olmalı çok uzak… nereye gittiqimi kimse bilmeden yanımda kimse olmadan, kendimi bile bırakıp hatta… giTmek sadeCe. Farklı insanlar tanımak farklı yaşamlar görmek ve kimseye görünmemek… kimsenin beni görmesini istemiyorum.



Bu bir kaçış belki. Ama neden kimden ne için? Beklide bir buLma ümidi. Ama neyi kimi ve neden?



Bu soruların cevabı yok. Kalmaya devam ettikçe bulunmayacak bu cevaplar. Gitmek en iyisi… şimdi çıksam yola ne kadar zamanda varırım istediqim yere? İstediqim yere geldiqimi nerden anlayabiLirim?



Neyle giTsem acaba? Tren beLki. Evet evet tren olmalı.hem zaten okuduqum romanLarda kendinden kaçan, aşkı arayan yada kendini arayan insanLar hep trenle gitmiyor mu? gözyaşlarıyLa izlediqim filimlerde gidenler trenden el sallamıyor mu geride kalanlara? Yada tren garlarında sabahlamıyor mu insanLar beklenen gelene kadar… garda tahta bavullu insanLar mı var acaba hep? Camdan bakarken geçtiqim yerLere bende o anLatıLanLarı görebilecek miyim acaba? Sıra sıra uzanan daqLara bakarken neyin hayalini kuracaqım meseLa? Bana neyi hatırlatacak? Koyun kuzu otLatan çobanLarı görecek miyim? Yada tarLada çalışan işçi kadınlar? yanLarında toprakTan tabaklar bebekLer yaPan çocukLar… Yani içimi acıtacak beni hayale sürükleyecek şeyler işte… oYsa biliyorum. neyle gideceqimi seçemeyeceqim.



giTmek istediqim yere gittiqimde neler hissederdim acaba* korku, sevinç, heyecan… belki hepsi belki hiçbiri. Yalnızlık beklide. Ama zaten bu bir kaçış deqil mi? İstediqim bu deqil mi yoksa? Neden yalnızlık hissedeyimki? Eqer hissedersem mutLu oLmam gerekmez mi? Aradıqımı bulmuş olmanın heyecanıyLa… evet birbirine karışmış halde bütün bu duyguLarı yaşayacaqım. Ama olmak istediqim yerde olacaqım. Ait olduqum yerde belki. Belki beni bekleyenler olacak orda. Kimbilir…



gidersem özLeyen olur mu acaba beni? Merak eden, bekleyen yada arayan olur mu? Ama bunlar saçma düşünceler… bunları düşüneceksem neden gidiyorum… tercih şansım var mı sanki?



Daha önce gidenLer oldu ben biliyorum. Benim hayatımdalardı sonra gittiler… birdenbire. Sessizce…



Nereye gittiler ve neden hiç öğrenemedim. Özledim mi? Evet özledim. Ama çaresizLik o kadar zor ki. Gidenin arkasından kalakalmak öylece. Çok şey yapmak isterken hiç bir şey yapamamak çok zor.resimlerle konuşmak, söylemek isterken söyleyemediklerini yada söylediqin için pişman olduqun şeyleri o cansız silüete anlatmak çok zor… seni duyar mı yada hisseder mi bilmeden… banada söyleyecek şeyleri olanlar var mı acaba içlerinde sakladıkları? Gittiqimde onLarda anlatacak mı cansız silüetime?



Benden önce gidenler neyin peşinden gitti acaba? Pişman oldular mı gittiklerine yada mutlular mı gittikleri yerde? aradıkLarını buldular mı acaba? Şansları oLsa geri gelmek isterler mi? Yada qeride kaLanlar isterler mi qeri gelmeLerini?



Evet gideceqim…



Geri dönmemecesine…



Özleyen olduqum için gideceqim özlenen olmaya…



Daha önce gittiqim hiçbiyere benzemeyen o yere…



Aklımdaki bir sürü soru işaretini alıp yanıma geride kalanlarda da soru işaretLeri bırakarak gideceqim…

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin